Tanzanya Maasai Yerlileri

0
466
Görüntülenme
tanzanya maasai
maasai yerlisi çocuklar

Maasai yerlileri Kenya ve Tanzanya arasındaki bölgede yaşıyorlar ve nüfusları 2 milyona yakın. Fotoğraftaki çocuklar Tanzanya bölgesinden, kısa zaman önce sünnet olmuşlar. Evet Maasai yerlileri sünnet oluyorlar, hatta kızları dahil sünnet oluyorlar. Bizde nasıl erkekler sünnet olduktan sonra belli ritüeller varsa, Maasai yerlileri de yüzlerini bu şekilde boyuyorlar ve üstlerine özel bir karışımla elde edilmiş siyah kıyafeti giyiyorlar, bu kıyafetin özelliği sünnet olduktan sonra bölgenin kolay iyileşmesine yardımcı olması ve enfeksiyon kapmasını önlemesi. Tahmin edebileceğiniz gibi sünnet olurken herhangi bir anestezi vs almıyorlar ve tamamen en ilkel yöntemler kullanılıyor. Bu kıyafeti 8 aya kadar giyebiliyorlar ve yüzlerindeki boya 6 aya kadar kalabiliyor. Yüzlerindeki bu motiflerle herkese artık erkek olduklarını ve köylerindeki yeni savaşçıların onlar olduğunu gösteriyorlar.

Maasai yerlilerinin kendi özel dilleri var. Tanzanya’da genel konuşulan dil olan Swahili ile onlarla anlaşamıyorsunuz ve tabii İngilizce de bilmiyorlar. Bu arada bulunduğumuz yere de değinmem gerek 2. fotoğrafta daha da açık şekilde görünüyor, etrafımız uçsuz bucaksız bir düzlük olan Serengeti bölgesi yakınları zaten Maasai dilinde Serengeti “sonsuz düzlükler” demek. Etrafımızın tamamen böyle olduğunu düşünün herhangi bir yerleşim bölgesi bulunmamakta, su kaynağıdır , yiyecektir hiçbir şey yok. Yaşadıkları yerler en az 20 30 km uzakta ve her gün en az 40 km yürüyebiliyorlar.

Şimdi onlarla yaşadığım ve hiç unutamayacağım anılara gelirsek. Tanzanya’ya gitmeden önce herkes çocuklara şeker götürmemi önerdi ve çok mutlu olduklarını vs söyledi. Ben de gitmeden poşet poşet ambalajlı şekerlerden aldım götürdüm. Bu çocuklar Tanzanya gezisinde karşılaştığım ilk çocuklardandı ve onlara bu ambalajlı şekerlerden ikram ettim, yine mi şeker diye bakarak aldılar ve sonrasında enteresan bir hareket yaptılar. Yaptıkları şuydu hemen şekerin ambalajını açıp ağızlarına attılar ve hemen ardından ellerinde kalan ambalajı geri uzattılar bana. Uçsuz bucaksız hiçbir şeyin olmadığı bu düzlükte ellerindeki ambalajı yere atmayarak doğaya ne kadar saygılı olduklarını o an canlı canlı gösterdiler bana. Şekerleri yerlerken ve aramızda el kol hareketleriyle anlaşmaya çalışırken bir şey daha farkettim hepsinin dişleri çürüktü. O an farkettim herkes bu çocuklara şeker vere vere dişlerini çürütmüşler diye düşünmeden edemedim. Sonra onlara ikinci bir şeker vermektense yanımızda zor zamanlarda yeriz diye getirdiğimiz kuru kayısı ve kuru yemişlerden verdim. Gülümsediler ve hepsini hemen yediler belli ki hepsi açtı.

Artık vedalaşıyoruz ben aracın içindeyim el sallıyorum onlarda el sallıyorlar, aralarından biri dışardan bana elini uzatıp “water(su) , water” dedi normalde aramızda herhangi ingilizce bir konuşma geçmemişti ama SU demeyi ingilizce öğrenmişler. Arabada son kalmış 1.5 L açılmamış bir su şişesi vardı onu uzatırken çocuklardan biri hemen şişeyi aldı ve havaya sanki bir kupa kaldırıyormuşcasına kaldırıp sallamaya başladı ve diğer arkadaşlarıyla çılgın çocuksu sevinç kahkahalarıyla hoplamaya zıplamaya başladılar. Sanki bir zafer kazanmış gibi bunu kutladılar. Hani bazen boğazınıza düğümlenir ya kelimeler öylece kalırsınız o anı sadece yaşarsınız, işte o an öylece kaldım sadece onları izledim. O anı ölümsüzleştirmek için fotoğraflarını çekmek aklıma bile gelmedi, o an sadece aklımda ölümsüz bir anı olarak kalacak.

En temel ihtiyaçları olan suyu bile karşılayamıyorlarken şeker götürmek ne kadar doğru? Sizce çocukları mutlu etmek ne için ne götürmeli?

Yeni yazılardan haberdar olmak için https://www.instagram.com/kacgez/ ya da https://www.facebook.com/kacgez/ üzerinden takip edin!